Ameller ve Emeller


Hamd alemleri terbiye eden Allah’a mahsustur. Ona sığınır ondan isteriz. Onunla hayat bulur onunla yaşar ve onunla son buluruz. Onun dediğinden başka birşey olmaz. Efendimiz Muhammed sav salât ve selâm ederiz. Önderimize tabi olur onunla yürüyoruz. Bize örnek olan nesle rahmet eder, mağfiret dileriz.

Ameller ve Emeller üzerine yeni bir silsileye başlamış bulunmaktayım. Ameller üzerine ibadeti, emeller üzerine gafleti ele alacağım. Ameller hayır üzerine olunca Salih amel olarak yazılır. Ferd bu konuda dikkat gösterip bolca amel işlemeli. Kendisine bu konuda çeki düzen vermeli. Amellerin hayırlı olanları artırmalı. Kötü olan ameller den uzak durmalı. Aldatıcı olan şu emeller gönül bağlamamalı. Amellerimize engel olan emeller üzerine değinceğiz.

Salih ameller bizleri hayra yönelttiği gibi, boş emeller bizi amellerden uzak tutar.

Amellerin Mahiyeti
Rabbimiz Asr Sûresi’nde şöyle buyurur:

> “Asra andolsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” (Asr, 1-3)

Buradan da anlaşıldığı üzere salih amel işlemek büyük bir meziyettir. Çünkü ameli yapmak kolaydır; fakat onu salih, temiz ve ihlâs üzere yapmak kolay değildir.

Sadaka verirken gizlice vermek,
Makam ve mevki sahibi iken riyadan uzak durmak,
İbadeti yalnız Allah için yapmak…

Bunlar şeytanın en çok rahatsız olduğu hallerdir. Mümin kullar, amellerine riya ve kibir bulaştırmadan işlediklerinde Allah’ın muhlis kulları arasına girerler. Nitekim Allah Azze ve Celle, şeytanın insanı aldatma çabasını haber verirken, onun şu sözüne dikkat çekmiştir:

> “(İblis dedi ki:) Andolsun ki, onları saptıracağım, onlara birtakım kuruntular vereceğim… Sonra da onlara emredeceğim, hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim, Allah’ın yaratışını değiştirecekler. Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, apaçık bir kayba uğramış olur. Senin kullarından ihlâsa erdirilmiş (muhlis) olanlar hariç, elbette onların hepsini azdıracağım.” (Nisâ, 119; Sâd, 82-83)

Görülüyor ki, ihlâs üzere amel işleyen kullara şeytanın nüfuzu olamaz. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ise salih amellerin önemine dair şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet kopsa ve elinizde bir fidan olsa, onu dikin.” (Müsned, 12902)

“Allah katında en sevimli ameller, az da olsa devamlı olan amellerdir.” (Buhârî, Rikak, 18; Müslim, Müsâfirîn, 212)

“Allah, sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 33)

Amelin azı da kıymetlidir; yeter ki ihlâs ile işlenmiş olsun. Salih amel, mümini yüceltir; riya ve gaflet ise ameli boşa çıkarır. Salih amelleri artıkmak mümin kulun gayretini artırır, rabbine olan bağı kuvvetlenir. Anlaşıldığı üzere salih amellerin mahiyeti ortadadır.

Emellerin Mahiyeti

Emellerin mahiyeti, isim olarak bile geniş bir yer kaplamaktadır. İdealler, arzular ve hayaller dünyasında ulaşılması çoğu zaman mümkün olmayan hedefler kurmaktır. Emeller, ameller üzerine ciddi şekilde etkisi olan engellerdir. Efendimiz Muhammed (s.a.v.), bir hadîs-i şerifinde bizlere “Tûl-i emel” (uzun ve bitmeyen emeller) hususunda uyarıda bulunmuştur.

İnsan, önünde duran hakikatleri unutup sürekli ileriye dönük ve belirsiz beklentilerle oyalanırsa, nefsinin peşinde sürüklenir. Böylece emeller, kulun amellerini zayıflatır, gayretini köreltir ve onu dünyaya bağlayarak âhireti unutturur.

Emel bir yönü ile gaye ve hedeftir. Eğer vasat şekilde emel sahibi olabilmek mümkünse, emel kişiye motivasyon, heyecan, umut ve ufuk olur. Aksi takdirde aldatıcı dünya hayalleri ile umut vaat eder durur. Zaten bir yönü ile emel uzun bir hevestir. Halbuki çok kısa bir nefestir. Emellerle oyalanıp durduğumuz şu dünya hayatı ecel kadar yakındır. Hatta Emel ve Ecel arasında bir harf bulunmuş iken dünya hayatına tamah edenin vay haline.

Uzun Emel veya Sürekli Emel sahibi olmanın sebepleri;

Dünya hayatının süsü

Ölümü Unutmak

Kazan(ç)mak ve hırslanmak

Hayalperest dünya

Ahiret Gününü Unutmak

Emellerin mahiyeti ecellerimizin geldiği kadardır. Abdullah r.a.’dan şöyle anlatıyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir dikdörtgen çizdi, ortasına bir çizgi ve bunun etrafına da birkaç kısa çizgi daha çizdi. Buyurdu ki, “Bu insan, bu da onun eceli ve etrafını sarmış, bu dışarıdaki de onun arzuları, bu kısa çizgiler ise ona sarılmış durumda. Eğer bu insan bu tarafa giderse ona bu, öbür tarafına giderse de bu isabet eder”. (Kitab-u Rikak)

Sonuç olarak; ameller de emeller de bir iz bırakır. Eğer salih bir iz açılırsa devamı bereketli şekilde gelir. Eğer ömür, bitmeyecekmiş gibi kurulan emeller üzerine bina edilirse, ansızın gelecek olan eceli unutmuş oluruz. Allah’ın izni ve inayetiyle bu yazı silsilesinde amellerimizi ve emellerimizi; sebepleriyle, anlamlarıyla, kurallarıyla, teşhis ve tedavi yollarıyla ele almaya gayret edeceğim. Rabbim muvaffak kılsın. Duanızı kardeşinizden esirgemeyin. Bir sonraki yazımızda ise ameller ve emeller üzerine daha derin tahliller, teşhisler ve tespitler yapacağız. Bizi takipte kalın, okumaya devam edin..

Velhamdulillahi Rabbil Alemin