Gıybet

Hamd, âlemleri terbiye eden Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, diliyle de ümmetine istikamet öğreten Efendimiz Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) olsun.

2026 yılında Ramazan mektebi bize vereceği en güzel derslerden biri de gıybet yapmamaktır. Aslında her Ramazan ayında kendimize ödevler versek ve bunda başarılı olsak... Ölüm gelmeden tevbesini alabilsek, helallik isteyebilsek... Bu Ramazan bizi gıybetten sınavı geçenlerden kılsın. “Ben Allah rızası için gıybeti bıraktım. Eğer yaparsam da adam gibi gidip gıybetini yaptığım kişiden helallik isteyeceğim ve bunun karşılığında kendisine hediye alacağım.” diyebilmeliyiz.

İnsan sadece yaptıklarıyla değil, söyledikleriyle de imtihan edilir. Dil; kalbin tercümanıdır. Kalpte ne varsa dil onu taşır. Bu yüzden bazı günahlar vardır ki elle yapılmaz, ama dil ile işlenir. Gıybet de bunların başında gelir. Küçük görülür, yaygınlaşır, fark edilmeden kalbi çürütür.

Gıybeti şu şekilde tanımlıyorum: Bir kişinin tenha bir yerde, savunmasız hâlini bulup cehl-i mürekkep zekâsı ile havalı konuşmaktır. Bu benzetme, gıybetin ne kadar çirkin bir amel olduğunu açıkça ortaya koyar.

Bu yazıda gıybeti ameller ve emeller açısından ele alacağız. Amellerde gıybetten korunmanın yollarını, emellerde ise gıybetin nasıl bir hastalığa dönüştüğünü göreceğiz.

Gıybetin Mahiyeti

Gıybet; bir kimseyi hoşlanmayacağı bir şekilde arkasından anmaktır. Bu, doğru bile olsa gıybettir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.”
“Ya söylediğim doğruysa?” diye sorulduğunda: “Eğer söylediğin doğruysa gıybet etmiş olursun; eğer doğru değilse iftira etmiş olursun.” (Müslim)

Kur’an ise gıybeti çok ağır bir teşbihle anlatır: “Sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” (Hucurât, 12) Bu benzetme, gıybetin ne kadar çirkin bir amel olduğunu açıkça ortaya koyar.

Amellerin Yönüyle: Dili Korumak

Gıybetten uzak durmak büyük bir ameldir. Çünkü dil serbest bırakıldığında kolayca kayar. İnsan çoğu zaman farkında olmadan konuşur; ama her söz yazılır. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhârî, Müslim)

Dili tutmak; susmakla başlar, fark etmekle derinleşir, niyetle güçlenir.

Gıybetten korunmak için:
– Konuşmadan önce tartmak gerekir,
– Faydasız sözden uzak durmak gerekir,
– Başkalarının kusurunu değil, kendi kusurunu görmek gerekir.

Çünkü başkasının ayıbı ile meşgul olan, kendi ayıbını unutur.

 Bu da kalbin en büyük zaaflarından biridir. 

Gıybetin En Çok Görüldüğü Yerler

Ev İçinde Gıybet; Ev ortamı rahattır. Bu rahatlık bazen sınırların kaybolmasına sebep olur. Aile içinde başkalarının konuşulması, akrabaların eksiklerinin dile getirilmesi, komşuların eleştirilmesi gıybeti sıradanlaştırır. Oysa ev, dilin terbiye edildiği yer olmalıdır.

Aile ve Akraba İçinde Gıybet; Akraba ortamlarında gıybet çoğu zaman “sohbet” adı altında yapılır. Birinin yokluğu, diğerlerinin dilini çözer. Geçmiş meseleler açılır, hatalar konuşulur, kırgınlıklar diri tutulur. Bu hâl kalpleri birbirinden uzaklaştırır.

İş Hayatında Gıybet; İş ortamında gıybet çoğu zaman rekabetten doğar:

  1. Birini küçültme isteği,
  2. Kendini öne çıkarma arzusu,
  3. Kıskançlık…
Bunlar dili kirletir. İnsan, başkasını konuşarak kendini yükselteceğini zanneder. Oysa bu, amelleri tüketen bir yoldur. Göz önünde olmak için nefreti yaymak gıybeti çoğaltmak şahısların veya kardeşlerin etini zevkle yiyenlerin bir hayli sayısı çoktur.

Müslümanın Kardeşine Gıybeti

En tehlikeli olan budur. Çünkü burada sadece bir söz değil, bir bağ zedelenir. Müminin onuru, onun canı gibidir. Gıybet, o onuru arkadan yaralamaktır.

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Müslüman, Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu küçük düşürmez.” (Müslim)

Bugün en küçük meseleler büyük ayrılıklara sebep oluyor. Çünkü öfke gibi gıybet de hak arayışından çıkıp nefsin tatminine dönüşüyor. Kardeşler arasında yaşanan tatsız durumlar, gıybetle daha da büyüyor; güveni kırıyor, bağı zedeliyor.

Toplum içinde ise gıybet, maalesef delikanlılık veya havalı bir hâl gibi gösterilmeye başlanmıştır. Ortamlarda birini konuşmak, onu küçük düşürmek, arkasından söz üretmek sanki bir güç göstergesi gibi sunuluyor. Hâlbuki gerçek böyle değildir.

Delikanlı adamın gıybetle işi olmaz. Harbi adamın gıybetle işi olmaz. Kendini racon sahibi, sözünün eri, güçlü biri olarak gören kimse; bir mesele varsa gider o kişiye yüzüne söyler. Arkasından konuşarak, dedikodu üreterek, fitne yayarak değil. Asıl duruş; arkasından konuşmak değil, yüzüne konuşabilmektir. Bu da hem cesaret ister hem de ahlâk ister.

Gıybetin Sebepleri

  • Kıskançlık
  • Kendini üstün görme
  • Öfke ve kin
  • Boş vakit ve faydasız meclisler
  • Alışkanlık hâline gelmiş dil

İnsan çoğu zaman gıybeti bilinçli olarak yapmaz, öfkeyle yapar, ikiyüzlülükle yapar, alışkanlıkla devam eder... Ama alışkanlıklar da hesaba çekilecektir.

Emellerin Tarafı: Gıybetin Yıkımı

Emeller kısmında gıybet, karakter hâline gelir. Sürekli başkalarını konuşmak, her meselede birini eleştirmek, insanların açıklarını aramak… Bu hâl kalbi karartır.


Burada bir aldanış daha vardır: “Ben yüzüne de söylerim” diyerek gıybeti meşrulaştırmak…
Bu, şeytanın süslü gösterdiği amellerdendir. Çünkü bir sözü kişinin yüzüne söyleyebilmek, o sözü arkasından söylemeyi helal kılmaz. Hakikati söylemek ayrı, nefsi tatmin etmek ayrıdır. Eğer söz hikmetle, edeble ve ıslah niyetiyle söylenmiyorsa; yüzüne söylenmiş olması onu hayır yapmaz. Bilakis kalpteki kibri ve sertliği büyütür.

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Miraç gecesinde şöyle bir manzara görmüştür: “Tırnakları bakırdan olan bir topluluk gördüm. Yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı.“Bunlar kimdir?” diye sorulduğunda: “Bunlar insanların etini yiyenler ve onların namuslarını çiğneyenlerdir.” buyurulmuştur. (Ebû Dâvûd)

Gıybet büyüdüğünde:

  • Ameller azalır,
  • Sevaplar başkasına geçer,
  • Kalp kararır,
  • Kardeşlik zedelenir.
  • Hüsni zan ölür, Su-i Zan yerleşir

İnsan farkında olmadan iflas eder. Çünkü kıyamet günü yaptığı ibadetlerin sevapları, gıybet ettiği kimselere verilir.

Gıybetin Zararları

Gıybet sadece bir söz değildir; kalpte başlayan ve hayata yayılan bir yıkımdır. İnsana ve topluma bıraktığı zararlar ağırdır:

  1. Amelleri tüketir: Kıyamet günü kişi namaz, oruç ve sadaka ile gelir; ancak gıybet ettiği kimseler onun sevaplarını alır. (Müslim)
  2. Kalbi karartır: Sürekli başkalarını konuşan kalp, zamanla kendi kusurunu göremez hâle gelir. Bu da kalpte körlük oluşturur.
  3. Kardeşliği zedeler: Gıybet, görünmeyen bir bıçak gibidir. Arkadan vurur, güveni parçalar, muhabbeti yok eder.
  4. Toplumu çürütür: Gıybetin yaygın olduğu yerde güven kalmaz. İnsanlar birbirine karşı temkinli, mesafeli ve şüpheli olur.
  5. Kişiliği zayıflatır: Sürekli başkası hakkında konuşan kişi, kendi şahsiyetini inşa edemez. Gıybet, güçlü bir duruş değil; zayıf bir karakterin göstergesidir.
  6. Nefsi besler, ahlâkı öldürür: İnsan gıybet ettikçe kendini haklı görür, başkasını küçültür. Bu da kibri büyütür, tevazuyu yok eder.

Gıybet, dilin küçük gördüğü ama Allah katında büyük olan bir günahtır.
Ameller açısından gıybetten korunmak; susmak, sabretmek ve dili terbiye etmektir.
Emeller açısından gıybet; nefsin beslendiği, kalbin karardığı bir hastalıktır.

Mümin bilir ki dilini koruduğu her an aslında amelini korur. Söylemediği her söz, onun lehine yazılır.

Allah ﷻ bizleri dilini muhafaza eden, kardeşinin ayıbını örtmeyi bilen ve kalbini temiz tutan kullarından eylesin. "Velhamdülillahi rabbil alemin"