ERKEĞİM ERKEKTİR
İnsan, en çok değer verdiği kişiyi başkalarının yanında yüceltir. Çünkü sevgi, dile, tavra ve davranışa da yansır. Bir kadın eşine "Erkeğim." diyorsa, bu sözü sadece diliyle söylememelidir. Bu söz, bakışında olmalı, oturuşunda olmalı, konuşmasında olmalı, insanların arasındaki tavrında olmalıdır. Çünkü bir kadın, erkeğini önce kendi gözünde büyütür; sonra çocuklarının gözünde büyütür; en sonunda da toplumun gözünde büyütür. Eşinin dünyasında süper erkeğin kendi eşi olmasını kabul etmeli ve rıza göstermeli.
Ne yazık ki bugün bunun tam tersini yaşıyoruz.
Birçok evde erkek, yabancıların yanında değil; kendi evinde değersizleştiriliyor. Dışarıda herkes ona saygı gösterirken, en ağır sözleri bazen kendi eşinden işitiyor. Bunun adı sadece kırgınlık değildir. Bunun adı, ailedeki otoritenin, güvenin ve hürmetin sessizce yıkılmasıdır. Aile içi dengelerin kurulması erkeğin kuvveti ve görüşü iledir. Eğer bu bu omurga kırılırsa dengeler bozulur aile iflas olur.
Bir aile, birlikte dışarı çıkmayı planlıyor. Erkek, yorgun olduğunu söylüyor ve "Bugün gitmeyelim, başka bir gün gideriz." diyor. Konu kapanıyor. Bir süre sonra kadının anne ve babası geliyor. Aynı teklif yeniden açılıyor. Bu defa kadın, eşinin az önce söylediğini hiç söylememiş gibi davranıyor. "Hayır, ben gideceğim." diyerek kalkıyor.
Burada mesele dışarı çıkmak değildir ve mesele eşinin keyif sürmesinde değildir. Mesele, eşinin sözünün kendi yanında ne kadar kıymet gördüğüdür.
Bir kadın, başkalarının yanında eşinin söylediğini yok sayıyorsa, aslında farkında olmadan şunu söylemektedir: "Senin sözünün benim yanımda bir ağırlığı yok." Ve ben kendi seçtiklerim ve isteklerime göre hareket ederim diyor...
Oysa aile, iki kişinin birbirinin sözünü ağırlıklı kılmasıyla ayakta kalır.
Erkeğin her söylediği doğru olmak zorunda değildir. O da hata eder, yanılır, eksik düşünür. Fakat bir kadın, eşiyle aynı fikirde olmasa bile onun itibarını insanların önünde zedelememelidir. İtirazın da bir edebi vardır. Düzeltmenin de bir vakti vardır. Her doğru, herkesin içinde söylenmez. Çünkü bazen doğru bir söz, yanlış bir zamanda söylendiği için yuva yıkar. Akıllı kadın, erkeğinin kusurunu pazara çıkarmaz.
Aile büyüklerinin bulunduğu bir mecliste sohbet ediliyor. Arabalardan, evlerden, fiyatlardan söz açılıyor. Erkek bildiği kadarıyla bir fikir söylüyor. Daha cümlesi bitmeden eşi araya giriyor.
"Yok, öyle değil."
"Sen yanlış biliyorsun."
"Onun fiyatı o kadar değil."
Belki de eşinin söylediği bilgiler doğrudur ama üslubu yanlıştır. Çünkü orada düzeltilen yalnızca bir bilgi değildir. Orada insanların gözünde küçülen, eşinin itibarıdır.
İnsanların önünde sürekli düzeltilen bir erkek, (ki bu eşi olunca onu kendisinden ötekileştirecek ve tiksindirecek şekilde olacaksa) zamanla konuşmamayı tercih eder. Fıtratında var olan duygular ile eve geçince tartışmalar kavgalar devam edecektir. Çünkü erkek kendi eşinin yanında süper güç gibi hisseder ve bu şekilde hissetmelidir.
Şayet sürekli değersiz hissettirilen bir erkek ise önce susar, sonra uzaklaşır. Çünkü erkek de insandır. Onun da onuru vardır. Onun da gururu vardır. Onun da saygı görmeye ihtiyacı vardır.
Varsın bu söylemlerimiz feminizmi kudurtsun ama hayatın gerçeği fıtratın gerçekliği budur.
Ve bugün birçok kadın, eşini sevdiğini söylüyor. Fakat sevgi, sadece "Seni seviyorum." demek değildir. Sevgi bazen susulacak yeri bilmektir. Bazen eşinin eksiğini başkalarına göstermemektir. Bazen onun yanlışını herkesin içinde değil, yalnız kaldığında söyleyebilmektir. Akıllı kadın, eşinin kusurunu insanların önüne koymaz.
Çünkü bilir ki insanların önünde küçülen yalnızca eşi değildir; kendi yuvasıdır.
Bir kadın, "Bu benim erkeğim." derken göğsünü gere gere söyleyebilmelidir. Çünkü o adam sadece aynı evi paylaştığı biri değildir. O, çocuklarının babasıdır. Gecesini gündüzüne katarak ailesi için çalışan insandır. Yorulan, mücadele eden, bazen başarısız olan ama yine de evinin yükünü taşımaya çalışan kişidir. Bazen baba bazen arkadaş bazen eş bazen yoldaş her türlüdür baba ve her şeyi göze alır eş.
Erkeğini başkalarının yanında değersizleştiren kadın, aslında kendi omzuna yaslanacağı direği zayıflatır. Direk zayıflarsa, çatı uzun süre ayakta kalmaz. Bir erkek, eşinin yanında büyür veya eşinin yanında küçülür.
Bir kadın erkeğinin itibarını koruduğu ölçüde kendi yuvasının huzurunu korur. Çünkü mesele, kimin haklı olduğu değildir. Mesele, kimin ailesini ayakta tuttuğudur.
Ve bilinmelidir ki... Erkeğine gerçekten "Erkeğim." diyebilen kadın, bunu sadece diliyle söylemez; tavrıyla, edebiyle ve ona gösterdiği hürmetle de söyler.
.png)
Yorum Gönder