Küfrün Önderleri
Hamd, âlemleri terbiye eden Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, nebisi Muhammed’e (asm), onun Ehl-i Beyt’ine ve ashabına olsun. Allah onlara rahmet ve mağfiretiyle muamele etsin.
“Küfrün önderleriyle savaşın!” (Tevbe, 12) ayetini ilk işittiğimde, bu emir kulaklarımda yankılandı. Dersin ortasında bu ayeti düşündüm; küfrün önderlerini saymakla bitiremeyeceğimi anladım. Çünkü küfür, öyle çalışıyor ki; akıl almaz oyunlar kuruyorlar. Gençlerimiz ve nesillerimiz bu tuzaklara adım adım uyduruluyor. İşte bu yüzden, küfrün önderlerini bir bir sıralamak ve onlara karşı olan öfkemizi dile getirmek gerektiğini düşündüm.
Küfrün birçok yönü vardır ve her bir yönün de farklı önderleri bulunur. Tarih boyunca Firavunlar, Hâmânlar bitmedi; Ebu Cehiller kıtalar dolaştı. Bugün de şahısları farklı olsa da fikirleri bir, ideolojileri bir, kanlı düzenleri bir, yeryüzünü ifsat eden yüzleri birdir. Bunlar kıyamete kadar var olacaklardır. Bugünün farkı, sadece yeni kılıflara bürünmüş vampirler olmalarıdır. Asla niyetleri hayır değildir; onların işi iyiliği çoğaltmak ya da toplumu ıslah etmek değildir.
Küfrün Önderleri: Başlıca Alanlar
İdeolojik ve Kültürel Önderler
Küresel Tağutlar
Karunlaşan ve Hümanist Yapılar
Medya Canavarları
İşbirlikçi Münafık Diktatörler
İdeolojik Önderler: LGBT / Cinsiyetsiz Toplum
İdeolojik yapılanma, toplum içine “lobiler” ve “platformlar” üzerinden girmektedir. Bu yapıların hedefi, fıtratı bozmak, aileyi dağıtmak ve nesli çürütmektir. En somut örneği LGBT lobileri ve “cinsiyetsiz toplum” projeleridir.
“Özgürlük” adı altında normalleştirilen bu anlayış, aslında sapıklığı ve sapkınlığı yaymaktan başka bir şey değildir. The Williams Institute’in 2021 raporuna göre, dünya yetişkin nüfusunun ortalama %3.2’si kendisini LGBT olarak tanımlıyor. Bu oran sadece buzdağının görünen kısmıdır. 8 milyarlık dünya nüfusunun %3.2’si yaklaşık 256 milyon insan demektir. Dahası, bu kitleyi destekleyen devletler, kurumlar ve milletler mevcuttur.
Bu yapılanmayı insanî hak ve hukuk kisvesi altında savunmak, gerçekte toplumun temelini oluşturan aileyi çökertmekten başka bir şey değildir. Allah Teâlâ buyuruyor: “Onlara: ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın!’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Dikkat edin! Onlar bozguncuların ta kendileridir, fakat farkında değiller.” (Bakara, 11-12)
Bugün bu kâfirlerin destekleri ve fonları bitmez tükenmezdir. Şeytanları, ordular halinde saflarını sıklaştırmıştır. Çukura doğru sürüklenen nesillerimizi kurtarmak için var gücümüzle gayret göstermeliyiz. Çünkü küfrün önderleri, toplumun mayasını bozmaya kararlıdır. Biz ise imanımız, öfkemiz ve azmimizle bu bataklığa karşı durmak zorundayız.
Feminist ve Seküler İdeolojiler
Kadın ve erkeği karşı karşıya getirerek toplumsal yapının temeline dinamit döşeyen bu ideoloji, kışkırtma ve güç toplama üzerinden yol almaktadır. Kadını en yüksek makamlara çıkardıklarını iddia ederler; fakat aslında onu orada havasız ve nefessiz bırakan bir anlayış inşa etmişlerdir.
Bu sapkın ideolojinin temelinde şu fikirler vardır:
“Evinin sahibesine Kadınlar köle değildir.”
“Kadınların hakları erkeklerden daha çoktur.”
“Kadın çalışmalı, dayanışmalı, erkeklerden bağımsız olmalıdır.”
Sözde “kadın gücü” ve “kadın dayanışması” adı altında yürütülen bu hareket, kadınları erkeklerine düşman eden, aile yuvasını dağıtan, toplumu bölen bir ideolojidir. Toplayıcı hiçbir yanı yoktur; aslında kadını ezen ve hor gören bir aklın ürünüdür.
Feminizm, toplumsal hakları kanunlarla destek ararken, kadını evinden, çocuğundan ve eşinden uzaklaştırarak nefret eden bir varlığa dönüştürür. Annelik ve kadınlık duygularını köreltir. Oysa Allah azze ve celle, kadını evin dengesi olarak belirlemiştir. Onun en büyük görevi, çocuk yetiştirmek ve aile yuvasını ayakta tutmaktır.
Fıtrata ters hareket edince, çocuk yapmaktan kaçınmak, evine dönmekten utanmak, eşine destek olmak yerine bunu “rezillik” ve “kölelik” olarak görmek kaçınılmaz hale gelir. Bu ideoloji, kadınları iş hayatına hapseder, onları aslında düşük bir konuma mahkûm eder. Bu konuda binlerce örnek vardır; burada önemli olan, onların küfrün önderleri arasında olduğunu bilmektir.
İslam ise kadına büyük değer vermiştir. Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor:
“Kadın erkekten sorumludur; ama Allah katında üstünlük takva ile ölçülür.” (Tirmizi, Rada 11)
Yani kadın, aileyi ayakta tutan, evin ve toplumun temel direği olarak görülür. Onun görevi sadece ev işleri değil, çocuk yetiştirmek ve toplumsal dengeyi sağlamakla da ilgilidir. Fıtrata aykırı hareket eden ideolojiler, kadını bu görevlerinden uzaklaştırıp, aileyi ve nesli çökertir.
Bu nedenle, feminizmin sapkın ideolojisi, İslam’ın kadına verdiği gerçek değer ve sorumluluğu çarpıtmaktadır. Allah azze ve celle buyuruyor: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiliği emreder ve kötülükten men ederler.” (Tevbe, 71)
Dinsizlerin Propagandası
Hiç şüphe yok ki dinsizlik de küfrün en büyük cephelerinden biridir. Bu ideoloji, sadece küfrün bir parçası olmakla yetinmez; küfrün önderliğini en üst seviyeye çıkarır. Küfürden daha küfür, kâfir olmaktan daha ileri bir kâfirlik yolunu benimser.
Fonları bitmez tükenmez olan bu sapkın anlayış, Allah’sız bir dünya hayaliyle, kendi batıl inançlarını din gibi yaymaktadır. Ateizm, deizm, nihilizm ve benzeri izmler bunun uzantılarıdır. Ne amaca hizmet ettikleri bellidir, ne de bir hayır üretirler. Tek hedefleri, dini inkâr etmektir.
Bu sistem, akılcılık maskesi takar. İnsanî ve insancıl bir yaklaşım gibi görünür, fakat dini “afyon” olarak yaftalar. Özellikle ergenlik çağındaki gençleri ciddi şekilde etkisi altına alır. Çünkü:
“Ateistim” diyerek övünen entelektüeller, sanatçılar ve toplumsal figürler gençlerin dikkatini çeker,
Gençler, rol model olarak gördüklerinin arkasına körü körüne takılır,
Sorgusuz sualsiz bu akıma itibar ederler.
Bu hal acınacak bir durumdur. Çünkü dinsizlik propagandasının gençlere sunduğu hiçbir şey yoktur. Ruhsuz, amaçsız, boş bir hayat vaat eder. Allah’ın nizamından uzaklaştırır, imanı köreltir, kalbi karartır.Bizi küfrün önderlerinin oyunlarından, sapkın ideolojilerden ve nefis tuzaklarından koru. Nesillerimizi hidayetin nuru ile donat, imanımızı güçlendir, ailelerimizi ve toplumumuzu ifsaddan muhafaza eyle. Amin. “Allah, iman edenleri korur; zalimleri ve ifsat edenleri helak eder.” (Nisa, 141) Velhamdullilehirabbialemin…
Sıraladığımız şekilde yazının devamı gelecektir… Selametle kalın..

Yorum Gönder